Burak Bayram Haziran 17, 2014

İnanmak deyince aklınıza sadece din gelmesin. Bir insana inanmak, bir çalışmaya inanmak da olabilir. Ama o inandığınız şey için gerçekten bir şeyler yapıyor musunuz? Yoksa sadece inanıp tam zıttı yönde mi ilerliyorsunuz? Durduk yere aklıma geldi, bilgisayarın başına oturunca, acaba inandıklarım ve yaptıklarım gerçekten doğru orantılı mı? Ya inandıklarım ve yaptıklarım tam zıtlık gösteriyor ise?

İnanmak ve inandığın uğruna yaşamak güzel bir yaşam biçimi bence. Çünkü bir amaç, bir inanç olmadan bu dünya da boşluktan ibaretsiniz aynı toplamadaki sıfır gibi bir artı sıfır yine birdir yani hiç bir şeye etkiniz yoktur. Boş yaşamak mı istersiniz veya bir işe yaramak mı?

Ben açıkçası boş yaşayamam. Çünkü bir amacım var. Ve bu amaç benim için gerçekten önemli. Nedir bu amaç? Allah yolunda gitmek ve Allah ve elçilerini anlatmak. Niye diye soracak olursanız. Yani bir düşünün, kainat, belli bir düzeni var, belli bir ahenk. En basitinden şöyle bir örnek vereyim; kuzey kutpuna gitsek ve orada daha önce görmediğimiz, duymadığımız, tatmadığımız bir meyve bulsak, ve bu meyvenin tadına baksak ve bu tadı aldıktan sonra onun tadının güzel, çirkin, ekşi veya tatlı olduğuna karar kılsak. Şimdi bir meyve bulduk daha önce hayatımızda hiç karşılaşmadığımız. Ama meyveyi tattığımızda bir tat alıyoruz değil mi? Yani nasıl bir dil yapımız var ki daha önce bilmediğimiz, tatmadığımız bu meyvenin tadını algılıyoruz ve daha sonra bu meyvenin tadına bakınca aynı bir barkod numarası gibi onu ayırıp tadından algılayabiliyoruz. Bu konuda niye şaşırdığımı anlamamış olabilirsiniz. Size şöyle anlatıyım. Ben bilgisayar mühendisliği okuyan bir öğrenciyim. Mesela bir robot yapmak istedim. Ve bu robot tattığı her yiyeceği bir numara verip veri tabanına kaydedecek. Yani dünyada bildiğim bilmediğim bütün meyveleri, sebzeleri, içecekleri hatta yerdeki toprağın tadını bile benim bu robotun veri tabanına yani beynine tanıtmış olmam gerekir. Yoksa bu aciz, kendinden bir haber bu robot nereden bilsin bu tatları? Değil mi? Sizin düşünceniz nedir bilmem ama benim durmayan kafa bazı sentezlemeler yapıyor. Doğru mu? Bence doğru. Bazen basit düşünüp, sonuca hemen varmak gerekir. Çünkü o kadar zamanımız yok. Hayat doğumla ölüm arası kadar kısa bir zaman ama iyilik yapmak ve tövbe etmek içinde o kadar uzun bir zaman.

Tabi ki başka şeylere de inanıyorum, kendime, anneme, babama, arkadaşlarıma, gelecekte gerçekten başarılı biri olacağıma. Anneme, babama ve aileme güzel bir hayat sunacağıma da inanıyorum elbet ama benimle birlikte sınırsız bir kuvvet, yüce bir kudret olduğunu bilmek insanı gerçekten çok rahatlatıyor. Yapmanız gereken sadece okumak, anlamak ve uygulamak.

Doğru, insanız hatta bu alemdeki en zeki varlıklarda olabiliriz eyvallah ama bazen istediğiniz her şeye ulaştığınız zaman bir amacınız olmalı, dünya da mutluluk bekleyen birçok yer ve insan var. Emin olun mutlu etmek mutlu olmaktan daha zevkli ve hiç bıktırmıyor, usandırmıyor. Hatta hatırlaması bile ayrı bir güzel oluyor.

Yine neyle başladım neyle bitiriyorum. Ama anlatmak istediklerim çok, fakat söylemek istediklerimi sentezleme den söylemek bana göre değil. Düşünmem gerekiyor. Çünkü birisinin kalbini kırabilirim küçük bir cümle ile ama o kalbi onarmak için bir ömür yeter mi onu kestiremediğimden düşünüp de yazmak, konuşmak bana daha mantıklı geliyor. Allah hepinizi sevdiği kullardan eylesin. Allah’a inanın, en güzeli bu emin olun. Ben her zaman kalbime güverim ve kalbim bana her zaman Allah’a tam bir bağlılıkla güvenmemi ve inanmamı söylüyor. Ama işte inandıklarım ve yaptıklarım bu konuda hala nefsim ile bir yarış içindeyim. İnşallah Allah bu yarışta hep galip gelmemi nasip eyler. Kalın sağlıcakla. Allah’a Emanet Olun…