Burak Bayram Eylül 15, 2016

Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece diye diye kendimizi San Francisco’nun Golden Gate manzaralı deniz kıyısında buluverdik. Baştan belirtiyim bu Amerika ve Silikon Vadisi gezisi benim hayalimdi ve 27’den önce 27 isimli bir listem var, o listede de 16.sırada Silikon Vadisi yolculuğu yazmıştım. Bu maddeyi ne yalan söyleyeyim 27 yaşından önce gerçekleştirebilir miyim diye düşünüyordum hatta gerçekleşse bile en son gerçekleşecek madde olarak düşünüyordum. Ve ilk maddeler arasında yer aldı. Ve tam tamına 9+1 günlük Amerika gezimizi gerçekleştirip Türkiye’ye geri döndük.

Şimdi uzun uzadıya burada her şeyi yazmak istemiyorum bu konuda günlük şeklinde vloglar çektim sizi o tarafa doğru alacağım yazı aralarında. İnşallah tüm yazıyı okuyabilirsiniz. Videolarda bahsetmeye fırsat bulamadığım konuları da bu yazı altında yazmaya çalışacağım. İlk gitmeden önceki gün bende pek bir heyecan yoktu olay sabah havalimanına gidince başladı. Böyle insanın içi bir mutlu olur ya öyle bir duygu vardı. Sonrasında işte uçağa filan bindik. Böyle parça parça gideceğim. Öncesinde videoları izlerseniz yazı sizin için daha verimli olur onuda belirteyim tam olarak başlamadan önce.

burak-bayram-facebook

İşte uçağa bindik 3’lü koltukların bir tarafında ben bir tarafında Furkan ortamızda baya boş. Arkamızda da aynı şekilde Oytun ile Ömer vardı. Ben full uyurum dediğim bu yolculukta 2,5 adet film izledim. Bu arada THY’yi tebrik ediyorum gerçekten son güncel filmler hep vardı. Bunun dışında yolculuk neredeyse 13 saat sürdü diyebilirim. Aktarmasız, direk uçuş olarak. Yolculuk esnasında 2 öğün yemek verdiler bu iki öğün yemek arasında da istediğiniz kadar sandiviç yeme hakkınız bulunuyor. İlk öğünde ne yedğimi hatırlamıyorum yalan olmasın ama hatırladığım bir şey var ki sushi tarzı çiğ balık. İlk yediğimde tadı ne kadar güzel gelse de yemek bitince bende bir mide bulantısı oldu. Çatalların altında olan krakerler olmasa ve ağızımın tadını değiştiremesem o yol çekilmezdi. Sonraki seferlerde yemedim zaten.

Ardından uzun bir yolculuğun ardından welcome to America yazısıyla Amerika’nın San Francisco şehrine iniş yaptık. İşte kayışın kopacağı yer buarasıydı. Bakın şu ingilizce olayı çok enteresan bir şey, hayatım boyunca bir yabancıyla adam akıllı oturup ingizlice konuşmuşluğum yoktur. İngilizce’yi biliyor muyum, bilmiyor muyum bende bilmiyordum ta ki sınır polisi sevimli ablamız ile konuşana kadar. Bu arada hayatımda ilk defa yurt dışına çıktım o da Silikon Vadisine nasip oldu. Polislerle tek tek konuştuğumuz için gittim. Hi, Hi şeklinde başlayan konuşmada ablamız niye geldin diye sordu baktım gelme sebebimi çok rahat bir şekilde anlattım. Arkadan birkaç soru daha sordu onları da anlayıp cevaplayınca bende bir rahatlama ilk cam mekandan bir baktım ben çıkmışım. Amerika’da şunu anladım biz İngilizce biliyoruz ama pratiğimiz hiç yok ve hiçbir yabancı insan ile bir diyaloğa girmediğimiz için konuşamadığımızı zannediyoruz. Aslında konuşma zorunda kalsak 1 ayda olayı rahatlıkla çözebileceğimizi anladım.

burak-bayram-uber

Sonrasında ilk gittiğimiz gün benim Freshman olarak isimlendirdiğim Fisherman’e ayağımızın tozuyla uçtuk. Evet sonunda taam Amerika’dayız dedim kendi kendime. Etrafta şarkı eşliğinde dans eden siyahi gençler, Sokak ortasında sprey ile resim yapan ve onun etrafını çevreleyen insanlar, robot kılığına girmiş insanlar. Tamam dedim burası o anlatılan Amerika sanırsam. Şimdi baktım da yazı şimdiden uzamış ben gün gün videoları alt kısıma link olarak ekliyorum. Tüm videoları sayfaya eklemeye çalışırsam sayfa biraz kasabilir. Bu linklerin ardından da Amerika’da enteresan bulduğum şeyleri yazmaya çalışacağım. Bazı konuları video da bahsetmeyi unuttuğum için buradan yazacağım.

Amerika yolculuğumuz gerçekten baya yorucu geçti. Proje sunumları filan derken akşam otele döndüğümüzde bende ne hal kalıyor nede oturup bir şey yapacak güç kalıyordu. Bazen video düzenleyip Youtube’a yüklemek bile ölüm gibi gelebiliyordu. Amerika’da kaldığım süre boyunca en geç uyandığım saat 7.30’du. En erkende 4.30 uyanmıştım. Ve gün boyunca akşam 8-9 olmadan geri yatağa girme imkanımız yoktu. Bir keresinde gece 3’e kadar sunum hazırladıktan sonra sabah 7.30’da kalkıp tüm gün turladığımızı hatırlarım. Bu arada Duygu ablaya yani Duygu Öktem’eme ne kadar teşekkür etsek azdır gerçekten çok güzel bir program hazırlamıştı. Bu yazıyı okuyorsan Duygu abla eline koluna sağlık. Baya eğlenceli bir hafta oldu 😀

burak-bayram-youtube

Amerika’da en çok sevdiğim şey trafik kuralları oldu. Arkadaş yayanın geçme önceliği müthiş bir şey. Onu geçtim kırmızı ışıkta filan beklemeleri, birbirlerine olan saygıları gerçekten çok hoşuma gitti. Bunun dışında her yerde Good morning, hi, how are you?, have a good day gibi cümleler duymak olağan bir şey. Şöyle bir olay da oldu. Ben Furkan’la birlikte sırayla fotoğraf çekiniyorduk. Yanımızdan spora çıkan bir çift geçti. Ardından ablamız bi 10 metre gittikten sonra geri döndü. Sonra bize demesin mi “Sizin beraber fotoğrafınızı çekmemi ister misiniz?” diye. Dedim Sure, thank you. 😀 Bunun dışında sokakları pek hoş kokmuyor, o biraz midemi bulandırdı. Yemeklerinde çok ağır soslar kullanıyorlar ve bu da mide bulandırıcı seviyeye ulaşabiliyor. Bu arada size küçük bir bilgi daha mesela çorba alacaksınız bizim buradaki çorba tabaklarını düşünerek almayın sakın! Amerika’da her şeyin porsiyonu bizimkilerin neredeyse iki katı olabiliyor.

Bu arada projeyi anlatmaya gittiğimiz herkes bize beklediğimden daha fazla zaman ayırdı ve gerçekten tüm dikkatleri ile dinleyip bize feedback verdiler. Yani bu konuda da adamları tebrik ettim. 20 farklı yere gitmişizdir herhalde, her yerde aynı dikkat aynı ilgi. Silikon vadisine özel bir olay mıdır bilmiyorum ama adamların pür dikkat dinlemeleri hoşuma gitti. Özellikle Spring Studio baya hazırlanmışlardı. Onlara da buradan bir “Hello” diyorum 😀

Genel olarak böyle 9+1 günde Amerika’yı ben bu kadar tanıyabildim ve keşfedebildim. Daha ayrıntılı bilgi için videoları izlemeyi unutmayın. Aklınızda herhangibi bir soru varsa sormaktan çekinmeyin, elimden geldiğince cevaplamaya çalışacağım. Kalın sağlıcakla, Allah’a Emanet Olun. Hoşçakalın.